SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ

 

     Suçluluk duygusuna kapılabilecek kadar vicdanı sönmemişlere ne mutlu !
bu duyguya kapılmak mesele değil, kapılamamak mesele... her insan suçludur... her sıradan insan günahkardır... bunun bilincinde olmak; suçumuzu bastırmak, ört bas için önemli bir gerekçedir bizlere... "herkes yapıyor nasılsa" der geçeriz mesela... herkesin işlediği bir suç, görmemezlikten gelindiğinde artık suç olmaktan çıkar, meleke haline gelir... fakat bu bizi kurtarmaya yetmez :)
tüm insan davranışlarının iki sebebi vardır... bir insan bir şeyi ya acıdan kaçmak, ya da zevk almak için yapar... tüm suçlar da bu iki unsur üzerine işlenir... ya acıdan kaçmak için suç işleriz, ya rahata kavuşmak için... içimizde bir ses erdemli olmanın yollarını bağıra bağıra haykırırken, işleyeceğimiz suçun cazibesi tıkar kulaklarımızı... cinayet de işlesek duymayız artık o sesi...
insan tutunmak ister... kuru bir dala, rüzgara, denize, aya, aşka, yalana... oysa gerçekler böyle değildir... duymak ya da görmek istemediklerimizi yok sayarak suç işlemeye devam ederiz... savunma mekanizmamız her an devrede, her kelimeye karşılık verecek şekilde ayarlanmıştır artık... şu yalan dünyada, yalan bir dünya daha kurarız yalanlara tutunacağımız...
peki çözüm nedir derseniz, "affetmek" derim kanımca... insan, suskun bir vicdanla hatasının farkına varıp, pişmanlık duyup, bir daha yapmamak üzere kendisini bağışlamalıdır... aksi taktirde ya kendisinden nefret eden bir benlik ortaya çıkacaktır, ya da benliği onu bir ejdarha gibi yutup kendine katacaktır... kendisiyle barış içinde yaşayan bir insan, dışarıyla da barışık olur... suç işlemekten daha çok kaçınır...
buraya kadar psikolojiyle "pembe dizi edebiyatını" birleştirdik kazım beyin tabiriyle :) bir de işin inanç boyutu vardır... bu duygu insana niçin verilmiştir bu konu üzerinde düşünmek gerekir. insanın yaşamın idame ettirebilmesi için nelere ihtiyaç vardır ? örneğin suya... Yaratıcı bu yüzden suyu yaratmış... neye ihtiyacımız var ? güneşe... güneşi yaratmış... havaysa havayı yaratmış... içimizdeki en derin arzulara bile cevap verebilecek kadar, her şey Yaratıcının mülkünde mevcuttur... sonsuzluk hissimizi karşılamak için sonsuz bir alem olan ahireti yaratmış... suçluluk duygusunun yaratılış sebebi, Yaratıcı dan af dilememizden başka ne olabilir ? "eğer hiç kimse günah işlemeseydi, Allah onları yok edip, günah işleyip de kendisinden af dileyen bir kavim yaratırdı" şeklinde bir hadis vardır..
demek ki günahlar da, suçlar da, cezalar da; tıpkı iyilik ve mükafatlar gibi insan için yaratılmış... bir suçun ya da günayın pençesine kapılıp, "benim kaderim buymuş" diye orada kalmayı tercih etmek büyük bir hatadır...
suçluluk psikolojisinin insan üzerindeki negatif yansımaları, affetmek ve affedilmekle silinir... merhamet eden insan, ne kendisine ne de çevresine suçluluk duygusu aşılayamaz... hem Yaratıcı merhamet edeni sever, ona merhamet eder... fakat burada ince bir nüans vardır... Ahmet beyin de dediği gibi, "vurdumduymazlık" adına değil, bir daha yapmamak üzere affetmeliyiz kendimizi... işte beraatin mutluluğu, özgürlüğün hazzı; kendine ve başkalarına zarar vermeden yaşamak...
huzurlu günler herkese...

 

 

 

                  NOT: Bu yazı daha önce www.balbocegi.blogspot.com adresinde yayımlanmıştır. Katkılarından dolayı Ladybird e teşekkür ediyorum...

Yorum Yaz